Tag Archives: Tipping Point

Devrilme Noktası – Tipping Point / Levent Kurnaz

Sosyal bilimlerde devrilme noktası, normal şartlarda çok seyrek olarak görülen bir şeyin şartlar değiştiği için çok sık görülmeye başlamasıdır. Fen bilimlerinde ise bu bir faz geçişidir. Basit bir örnekle anlatılmak istenirse, her ne kadar bizim toplumumuzdan uzak da olsa, Amerikan hayatının bir gerçeği olarak beyazlar siyahların yaşadıkları mahallelerde yaşamak istemezler. Mahalle temelde beyazların oturduğu ve siyahların azınlıkta olduğu bir mahalle olduğu müddetçe beyazlar yaşamaya devam ederler. Ancak o mahallede yaşamaya başlayan siyahların sayısı hafifçe artarsa beyazlar mahalleden taşınmaya başlarlar. Siyahların oranı da belirli bir seviyenin üzerine çıkarsa beyazların büyük çoğunluğu kısa sürede mahelleden taşınırlar. Bu siyahların oranının belirli bir seviyenin üzerine çıkmasına devrilme noktasının geçilmesi diyoruz.

Bu nokta geçildikten sonra beyazları o mahallede tutmak artık mümkün değildir (white flight – beyaz kaçış).  Burada dikkat edilmesi gereken şudur: Normal denge ile bu konuyu karıştırmamak gerekiyor. Mesela bir dolabı devirmeye çalışırken dolabı bir denge noktasına kadar iteriz, o denge noktası aşıldıktan sonra da dolap kendiliğinden devrilir. Ancak devrilmeye henüz başlamış bir dolaba onu devirmek için sağladığımız kuvveti ters yönden verecek olursak dolap tekrar dengeye döner. Fakat beyazlar artık ciddi ciddi mahalleyi terk etmeye başlamışlarsa mahalleye birkaç beyaz ailenin geri gelmesini sağlamak problemi geri çevirmeye yeterli olmaz. Dolayısıyla temel konu sistemin geri beslemesidir. Bu bağlamda, sistem denge noktasından ayrıldıkça sisteme yapılan geri besleme bu sistemi denge noktasına geri getirecekse bu geri beslemeye negatif geri besleme, denge noktasından uzaklaştıracaksa pozitif geri besleme diyoruz.

İklim de benzer davranan bir sistemdir. Sistemin içerisinde hem pozitif hem de negatif geri beslemeler mevcuttur. Mesela atmosferdeki karbondioksit miktarının artması bu gazın kızılötesi ışınımı geçirmeyip geri yansıtmasından dolayı pozitif bir geri besleme yaratır. Yani sıcaklık arttıkça atmosfer yayılan ışınımın daha fazlasını yeryüzüne geri yansıtır, bu da sıcaklığı daha da arttırır. Buna karşılık aynı gaza bitkiler açısından baktığımızda negatif geri besleme görürüz. Atmosferdeki karbondiyoksit miktarı arttıkça bitkiler daha fazla fotosentez yaparlar, fotosentez sırasında daha fazla karbondioksit harcarlar, bu da karbondioksit miktarını azaltır. Sisteme etki eden negatif geri beslemelerin miktarı pozitif geri beslemelerin miktarından fazla olduğu zaman sistem denge noktasına geri döner (burada geri besleme kavramlarını sistem teorisinden farklı biçimde ekoloji bağlamında kullanıyorum).

Bu mantık çerçevesinde bilimadamları dünyanın iklim sistemi için dokuz tane devrilme noktası belirlediler. Bu devrilme noktalarının herbirinin geçilmesi kendi içerisinde geri dönülmez sonuçlar doğurabilecek nitelikte. Ancak bu noktaların tamamı geçildiğinde artık bizim bildiğimiz anlamda bir yaşama devam etmek mümkün olmayacak. Bu dokuz nokta şu şekilde sıralanıyor:

1. Hindistan yaz mansununun çökmesi – birkaç yıl içerisinde
2. Sahara/Sahel alanının yeşillenmesi ve Batı Afrika mansununun bozulması – on yıl içerisinde
3. Arktik deniz buzunun erimesi  – on yıl içerisinde
4. Amazon ormanlarının yok olması  – elli yıl içerisinde
5. Kuzey ormanlarının yok olması  – elli yıl içerisinde
6. El Nino Güney Salınımının artması  – yüz yıl içerisinde
7. Atlantik termohaline dolaşımının çökmesi – yüz yıl içerisinde
8. Grönland buzlarının erimesi  – üçyüz yıl içerisinde
9. Batı Antartika buzulunun erimesi  – üçyüz yıl içerisinde

Çalışmayı yapan grubun başkanı East Anglia Universitesi’nden Tim Lenton bunların içerisinde en tehlikelilerinin Arktik deniz buzunun erimesi ve Grönland buzları olduğunu belirterek listedeki en az beş tehlikenin beklenenden daha kısa sürede de gerçekleşebileceğini belirtiyor.

Bu noktada çok dikkatli olmamız gerekiyor. Yukarıdaki bu adımlar ne yaparsak yapalım geri alamayacağımız adımlar ve bunların her biri iklim değişikliğini geri dönülemez bir noktaya getiriyor. Benim kişisel görüşüm East Anglia ekibinin çok iyimser bir yaklaşım ortaya koyduğu yönünde ve umarım onların dediği gibi önümüzde yüzyıllar vardır geriye dönebilmek için.